Bu sayfada
Prova soruları
How would you greet a visitor who walks in?
İçeri giren bir ziyaretçiyi nasıl karşılarsın?
Neden soruyorlar?Ön masa, ziyaretçilerin ilk gördüğü yerdir. Sıcak ve yardımsever biri olup olmadığını anlamak isterler.
Ne yaptığını ve ne dediğini anlat. Örneğin: “I look up, smile and say, Good morning, welcome.” Sonra bir sonraki adımı ekle: kimi görmeye geldiğini sor, girişini yap ya da o kişiyi ara.
Tell me about any front desk work you have done.
Şimdiye kadar yaptığın ön masa işlerinden bahset.
Neden soruyorlar?Ziyaretçiler, telefonlar ve mesajlarla ilgili gerçek deneyimini duymak isterler.
Yerin türünü söyle: klinik, otel ya da dükkân gibi. Her gün ne yaptığını anlat: telefonlara bakmak, insanları karşılamak, mesaj almak. Bu işte yeniysen, başka işlerden benzer görevleri anlat.
A visitor arrives while the phone is ringing. What do you do first?
Telefon çalarken bir ziyaretçi geldi. Önce ne yaparsın?
Neden soruyorlar?Ön masa yoğun olur. Önce neye karar verdiğini görmek isterler.
Adımlarını anlat. Örneğin: ziyaretçiye gülümseyip “One moment, please” de, telefona bak, gerekirse arayanı nazikçe beklemeye al, sonra ziyaretçiyle ilgilen. İkisine de sakin ve kibar davrandığını göster.
How do you handle a visitor who arrives without an appointment?
Randevusu olmadan gelen bir ziyaretçiyle nasıl ilgilenirsin?
Neden soruyorlar?Her ziyaretçi önceden haber vermez. Kibar kalıp ofis kurallarına uyduğunu görmek isterler.
Sıcak karşıla, adını ve geliş nedenini sor. Sonra doğru kişinin müsait olup olmadığına bak ya da mesaj almayı veya saat ayarlamayı öner. Örneğin: “Let me check if she is available.”
A caller is upset. How do you handle them?
Arayan kişi sinirli. Onunla nasıl ilgilenirsin?
Neden soruyorlar?Sakin ve nazik kalan, tartışmayan ve suçlamayan bir resepsiyonist isterler.
Üç adım kullan: önce dinle, sorun için üzüntünü belirt, sonra ne yapacağını söyle. Örneğin: “I'm sorry about that. Can I take your name and number? I will find the right person and call you back today.” Arayanı asla suçlama.
Tell me about a time you helped a difficult customer.
Zor bir müşteriye yardım ettiğin bir zamandan bahset.
Neden soruyorlar?Gerçek bir hikâye, zor anda nasıl davrandığını gösterir. Sadece ne yapacağını düşündüğünü değil.
Kısa ve gerçek bir örnek seç. Sorunun ne olduğunu, ne söyleyip ne yaptığını ve nasıl bittiğini anlat. Tonunu sakin ve nazik tut. Bundan ne öğrendiğini göster.
How do you stay organised at the front desk?
Ön masada nasıl düzenli kalırsın?
Neden soruyorlar?Resepsiyonistler çok sayıda mesaj ve rezervasyonla uğraşır. Gerçek bir alışkanlığını duymak isterler.
Bir ya da iki gerçek araç veya alışkanlık söyle: günlük liste, takvim ya da mesaj defteri. Örneğin: “I write every message down with the time, name and phone number.” Eski işinden gerçek bir örnek işe yarar.
How do you make sure messages reach the right person?
Mesajların doğru kişiye ulaştığından nasıl emin olursun?
Neden soruyorlar?Kaybolan mesajlar sorun çıkarır. Kontrol edip takip ettiğini bilmek isterler.
Düzenini anlat. Örneğin: mesajı net yaz, e-postayla gönder ya da masasına bırak, sonra kişinin aldığını kontrol et. Numarayı arayana geri okuduğunu da söyle.
What do you do when you do not know the answer to a question?
Bir sorunun cevabını bilmediğinde ne yaparsın?
Neden soruyorlar?Kimse her şeyi bilmez. Dürüstlük ve net bir plan görmek isterler.
Tahmin etmediğini söyle. “Let me find out for you” de. Sonra bir iş arkadaşına sor ya da bilgiyi kontrol et ve kişiye geri dön. Bu, dürüst ve yardımsever olduğunu gösterir.
Why do you want to work as a receptionist?
Neden resepsiyonist olarak çalışmak istiyorsun?
Neden soruyorlar?Bu işin nesini sevdiğini ve sana uyup uymadığını anlamak isterler.
Sevdiğin şeylerden bahset: insanlara yardım etmek, ofisin güler yüzlü yüzü olmak, işleri düzende tutmak. Küçük bir örnek ver, mesela birine yardım edip kendini iyi hissettiğin bir an.
Good morning, welcome. How can I help you today?
Günaydın, hoş geldiniz. Bugün size nasıl yardımcı olabilirim?

Clara
AI koç

Leo
AI koç
Deneyebileceğin cümleler
Good morning, welcome. How can I help you today?
Günaydın, hoş geldiniz. Bugün size nasıl yardımcı olabilirim?
Who are you here to see? I will let them know you are here.
Kimi görmeye geldiniz? Geldiğinizi ona haber vereceğim.
Can I put you on hold for one moment, please?
Sizi bir an beklemeye alabilir miyim?
I'm sorry about that. Let me find out for you.
Buna üzüldüm. Sizin için öğreneyim.
Can I take your name and number, please? I will make sure they get your message.
Adınızı ve numaranızı alabilir miyim? Mesajınızın ona ulaşmasını sağlayacağım.
In my last job, I kept a list of every call and message.
Son işimde her arama ve mesajın listesini tutardım.
Sık sorulan sorular
Hiç ön masada çalışmadıysam ne olur?
Sorun değil. Başka işlerden ya da hayatından benzer görevleri anlat. Belki telefonlara baktın, müşterilere yardım ettin ya da kayıt tuttun. Ne yaptığını ve bu becerileri ön masada nasıl kullanacağını açıkla. Küçük ve gerçek örnekler işe yarar.
Cevaplarım ne kadar uzun olmalı?
Yaklaşık 30 saniye ile 1 dakika arası yeterli. Kısa bir ana fikir ver, sonra bir örnek ya da birkaç net adım ekle. Görüşmeyi yapan daha fazlasını isterse sorar. Cevap vermeden önce durup düşünmen de gayet normal.
Bir soruyu anlamazsam ne yapmalıyım?
Kibarca sorabilirsin. “Sorry, could you say that again, please?” ya da “Do you mean how I greet visitors?” diyebilirsin. Bu çok normal ve iyi bir cevap vermek istediğini gösterir. Yavaş ve net konuş.