Bu sayfada
Mağazaya dönmeden önce
Önce fişini bulmaya çalış. Kâğıt fiş, e-posta fişi ya da ödeme yaptığın banka kartı çoğu zaman işe yarar. Ürünü temiz tut. Mümkünse kutusunda ya da poşetinde, etiketleri üzerindeyken götür. Birçok mağazanın iade kuralı fişin üzerinde, kasanın yanındaki tabelada ya da internet sitesinde yazar. Önce bunu okumak iyi olur. Süre sınırı mağazadan mağazaya değişir. Bu yüzden çok bekleme.
Hi, I bought this here last week.
Merhaba, bunu geçen hafta buradan aldım.
I have the receipt on my phone.
Fişim telefonumda.
Could you tell me your returns policy, please?
İade kuralınızı söyler misiniz?
Doğru yeri bulmak
Küçük bir mağazada genelde ana kasaya gidersin. Büyük bir mağazada “Customer Service” ya da “Returns” yazan bir tabela olabilir. Emin değilsen herhangi bir çalışana sor. Sıra beklemen gerekebilir. Sıra sana gelince gülümse, selam ver ve ürünü göster. Heyecanlıysan yavaş konuş. Çalışanlar iadeyle her gün ilgilenir. Bu çok olağan bir istek.
Excuse me, where can I return something?
Affedersiniz, bir şeyi nereye iade edebilirim?
Is this the right queue for returns?
İadeler için sıra burası mı?
Sorry, could you say that again, please?
Pardon, tekrar söyler misiniz?
Sorunu anlatmak
Kısa ve açık anlat. Ne aldığını ve neden geri getirdiğini söyle. Sık nedenler şunlar: olmadı, rengi yanlış, fikrini değiştirdin ya da bozuk. Ürün arızalıysa sorunu çalışana göster. Uzun bir hikâyeye gerek yok. Bir iki cümle genelde yeter. Sinirlensen bile sakin ve güler yüzlü kal.
It doesn’t fit, so I’d like to return it.
Olmadı, o yüzden iade etmek istiyorum.
It stopped working after two days.
İki gün sonra çalışmayı bıraktı.
I’m afraid it was already damaged when I opened it.
Maalesef açtığımda zaten hasarlıydı.
Para iadesi, değişim ya da alışveriş kredisi
Çalışan sana farklı seçenekler sunabilir. Para iadesinde paranı geri alırsın, çoğu zaman ödeme yaptığın karta. Değişimde ürünü başka bir bedenle değiştirirsin. Alışveriş kredisi ya da hediye kartıyla o mağazada sonra alışveriş yaparsın. Hangi seçeneklerin olduğunu sorabilirsin. Birini tercih ediyorsan kibarca söyle. Mağaza neler yapabileceğini sana anlatır.
Could I exchange this for a medium, please?
Bunu orta bedenle değiştirebilir miyim?
Is it possible to get a refund instead?
Onun yerine para iadesi almak mümkün mü?
Can I use this credit note in other branches?
Bu alışveriş kredisini diğer şubelerde kullanabilir miyim?
Bir sorun çıkarsa
Bazen çalışan hayır der. Bazen de nedenini anlamazsın. Kibar kal. Tekrar açıklamasını isteyebilirsin. Bir yöneticiyle de görüşmek isteyebilirsin. Kuralı yazılı olarak da isteyebilirsin. Haklarından emin değilsen sonra ücretsiz tüketici danışma hizmetlerine bakabilirsin. Şimdilik tartışmana gerek yok. Sakin bir soru, sert bir şikâyetten çoğu zaman daha iyi sonuç verir.
Could you explain why I can’t return it?
Neden iade edemediğimi açıklar mısınız?
Would it be possible to speak to a manager?
Bir yöneticiyle görüşmem mümkün olur mu?
Thank you. I’ll think about it and come back.
Teşekkürler. Düşünüp tekrar geleceğim.
Sık sorulan sorular
Fişimi kaybettiysem ne olur?
Bazı mağazalar, ödeme yaptığın banka kartını ya da e-posta fişini gösterirsen yine de yardımcı olabilir. Bazıları sadece değişim ya da kredi verebilir. Kibarca sor: “I lost the receipt. Is there anything you can do?” Yani: “Fişimi kaybettim. Yapabileceğiniz bir şey var mı?”
İnternetten aldığım ürünü mağazaya iade edebilir miyim?
Bazı mağazalar buna izin verir, bazıları vermez. Önce mağazanın internet sitesine ya da sipariş e-postana bak. Çalışana da sorabilirsin: “I bought this online. Can I return it here?” Yani: “Bunu internetten aldım. Buraya iade edebilir miyim?”
İngilizce konuşurken heyecanlanırsam ne yapmalıyım?
Bu çok normal. Gitmeden önce ana cümleni telefonuna yaz. Şunu söylemen de gayet uygun: “Sorry, my English is not perfect. Please speak slowly.” Yani: “Üzgünüm, İngilizcem mükemmel değil. Lütfen yavaş konuşun.” Çoğu çalışan sabırlı davranır.