Bu sayfada
İlk gün: merhaba demek
İlk günde birçok kişi sana merhaba der. Adını, ekibini ya da daha önce nerede çalıştığını sorabilirler. Kısa ve sıcak bir cevap yeter. Adını ve görevini söyleyebilirsin. İsimleri unutmak sorun değil. Birçok kişi ilk gün isimleri unutur. Sonra tekrar sorabilirsin. İnsanlar genelde denemeni sever. Gergin hissedersen, bir gülümseme ve basit bir soru sohbeti sürdürmeye yardım eder.
Hi, I'm new here. I'm joining the sales team.
Merhaba, ben burada yeniyim. Satış ekibine katılıyorum.
Sorry, can you tell me your name again?
Kusura bakma, adını bir kez daha söyler misin?
Nice to meet you. How long have you worked here?
Tanıştığımıza memnun oldum. Ne zamandır burada çalışıyorsun?
Hava durumu: kolay bir konu
İngiltere'de insanlar sık sık hava durumundan söz eder. Sohbeti başlatmanın güvenli ve kolay bir yoludur. Yağmur yağarken biri “Miserable out, isn't it?” diyebilir. Bu gerçek bir şikâyet değil. Sadece dostça bir bağ kurma yolu. Katılabilir, küçük bir yorum ekleyebilir ya da soru sorabilirsin. Kısa cevaplar normaldir. Hava hakkında özel bir şey bilmen gerekmez.
Yes, it's really cold today, isn't it?
Evet, bugün hava gerçekten soğuk, değil mi?
I got a bit wet on the way in!
Gelirken biraz ıslandım!
Is it usually this rainy in spring?
İlkbaharda genelde bu kadar yağmurlu olur mu?
Çay, kahve ve mutfak
Ofis mutfağı küçük sohbet için sık kullanılan bir yer. İngiltere'deki birçok iş yerinde insanlar başkaları için çay yapmayı teklif eder. Buna “tea round” denir. Biri teklif ederse nazikçe evet ya da hayır diyebilirsin. Sonra sen de teklif edebilirsin. Çayını nasıl içtiğini, mesela sütlü mü şekerli mi, sorabilirler. İçecek ikram etmek arkadaş edinmenin basit ve kibar bir yolu.
Yes please, with milk and no sugar.
Evet lütfen, sütlü ve şekersiz.
I'm just making a tea. Would anyone like one?
Çay yapıyorum. İsteyen var mı?
No thanks, I'm fine for now.
Hayır, teşekkürler. Şimdilik iyiyim.
Hafta sonu ve planlar
Pazartesi günleri insanlar sık sık “Good weekend?” diye sorar. Cuma günü “Any plans for the weekend?” diyebilirler. Genelde uzun bir hikâye değil, kısa bir cevap isterler. Küçük bir şey paylaşabilirsin. Sonra aynı soruyu onlara sor. Özel ayrıntıları anlatmak zorunda değilsin. Basit bir “Quiet one, thanks” da gayet yeterli.
It was nice, thanks. I went for a walk in the park. How about you?
İyiydi, sağ ol. Parkta yürüyüşe çıktım. Ya sen?
Nothing big, just a quiet one at home.
Büyük bir şey yok, evde sakin geçti.
Have a good weekend! See you on Monday.
İyi hafta sonları! Pazartesi görüşürüz.
Kendin ve ülken hakkında konuşmak
İş arkadaşların nereli olduğunu ya da İngiltere'de ne zamandır yaşadığını sorabilir. Çoğu kişi meraklı ve samimi olduğu için sorar. İstediğin kadar paylaşabilirsin. Bir soru fazla kişisel gelirse kısa cevap verip konuyu değiştirebilirsin. Onların hayatını sormak da hoş olur, mesela memleketlerini ya da hobilerini.
I'm from Brazil. I moved here last year.
Brezilyalıyım. Buraya geçen yıl taşındım.
I'm still getting used to things, but I like it here.
Hâlâ alışmaya çalışıyorum ama burayı seviyorum.
What about you? Are you from around here?
Ya sen? Buralı mısın?
Sık sorulan sorular
Birinin ne dediğini anlamazsam ne olur?
Bu herkesin başına gelir, İngiltere'de büyüyenlerin bile. “Sorry, I didn't catch that. Could you say it again?” diyebilirsin. Çoğu kişi memnuniyetle tekrar eder. İngiltere'de aksanlar çok farklı olabilir. Bu yüzden tekrar sormak normaldir.
Her sohbete katılmak zorunda mıyım?
Hayır. Küçük sohbet dostça bir şey, sınav değil. Meşgulsen gülümseyip “Sorry, I need to finish this. Catch you later!” diyebilirsin. İnsanlar genelde anlayış gösterir. Birkaç kısa sohbete katılmak çoğu zaman ekibin parçası gibi hissetmen için yeter.
Bir konuşmayı kibarca nasıl bitiririm?
Basit bir kapanış cümlesi kullanabilirsin. Mesela “Anyway, I'd better get back to work. Nice chatting!” ya da “Right, I'll let you get on.” İngiltere'de sohbeti bitirmenin yaygın ve kibar yolları bunlar.